WordPress'ten Kaçış ve AI ile "Vibe Coding" Maceram
Merhaba! Uzun zamandır aklımda olan, zaman zaman ertelediğim o adımı sonunda attım. Burası benim yeni dijital not defterim. İlk yazımda ise klasik bir "Merhaba Dünya" demek yerine, bu blogu kurarken hiç kod yazmadığımı ama nasıl başardığımı anlatmak istedim. İşte yapay zeka ile "vibe coding" serüvenimin hikayesi ve WordPress'ten neden ayrıldığımın öyküsü.
WordPress'ten Ghost'a Neden Göç Ettim? (Ve Neden Herkes Gibi Kolay Yolu Seçmedim)
Daha önce de blog denemelerim olmuştu. WordPress, Blogspot gibi... Hatta Blogspot uzunca bir süre de işimi görmüştü, fakat hem Google'ın servislerini kafasına göre kapatma konusunda bir dünya markası olduğu için, hem de veri mahremiyeti konusunda ciddi endişeler taşıdığım için artık kendi sunucumu kurup yazılarımı oraya yedekleyerek yeniden yazmaya dönmeyi istemiştim.
Bu süreçte self-host seçenekleri değerlendirirken net bir talebim vardı: Hız, sadelik ve sadece yazıya odaklanmak.
İşte bu noktada kararımı Ghost olarak verdim. Neden Ghost'u seçtim?
- Performans: Node.js tabanlı olduğu için inanılmaz hızlı. Sayfalar arası geçişte beklemek yok.
- Odak: WordPress gibi binlerce eklenti ve karmaşık paneller içinde kaybolmuyorsunuz. Sadece "yazmak" için tasarlanmış.
- Modern Yapı: Markdown desteği (özellikle Obsidian'a notlarımı ve planlarımı eklemeye başladığım için bu çok işime gelmişti) ve temiz arayüzü, teknik bir geçmişi olan veya sadelik arayanlar için biçilmiş kaftan.
- Üyelik Sistemi: İleride bülten (newsletter) göndermek istersem bunun için ekstra bir araca ihtiyacım yok, Ghost bunu içinde barındırıyor.
Mailgun Beni Neredeyse Yendi (Ama Claude Opus Kurtardı)
Tabii ki her güzel şeyin bir bedeli var. Ghost'u kendi sunucumda barındırma kararım ile başlayan bu süreç, önce hangi altyapıyı kullanmam gerektiğine evrilmişti. Bu sunucuyu sadece blog için kullanmamayı düşündüğüm için seçeneklerime bakarken en aklıma yatan Docker üzerinden olması oldu. Her türlü yazılımın sorunsuz desteklediği container bazlı bir sistem gayet makul gelmişti.
Docker tabanı ile çalışan panelleri incelediğimde özellikle Coolify aklıma yattı. Son zamanlarda merak sardığım "vibe coding" ile yazdığım basit uygulamaları da bu şekilde deploy edip sorunsuz kullanabileceğim ve bunu deploy etmesinin en kolay olduğu ortamlardan biri olması ile kararımı netleştirmiştim.
Kurulum süreci aslında çok da zorlamamıştı. Teknik olarak kabaca bir Ghost sitesi oluşturmak basit. Sadece SSH ile sunucuya bağlanıp Coolify kurulum komutunu çalıştırmak gerekiyordu. Ardından size bir adres veriyor ve o adreste panele giriş yapıp seçeneklerden Ghost'u seçerek kurulumu tamamlıyorsunuz. Fakat ardından gelen kurulum detayları beni biraz zorladı diyebilirim.
Özellikle Ghost'un mail ayarlarını yaparken gayet de zorlandım. Mailgun dahili entegre geliyor. Mailgun bir toplu e-mail gönderme servisi. Bu servis ile newsletter (haber bülteni) çıkabilir, şifre sıfırlama, giriş için doğrulama kodu iletebilirsiniz. Bu servis Ghost'a entegre geldiği için onunla devam etmek istedim. Bu süreçte Mailgun dashboard arayüzünü çözmem gerçekten zor oldu. SMTP ayarları, API ayarları, VPS'imin port blokeleri derken gerçekten uzun bir süre harcadım.
Ama bu sorunları çözerken, gerek Claude Opus 4.5 gerek Gemini 3.0, gerek de pek yardımcı olmayan Mailgun dokümanları sağ olsun sistemin nasıl çalıştığını anlamamı sağladı. Özellikle Claude Opus 4.5'a çok teşekkür etmem gerekiyor. Kendisi olmasa bir yerden sonra kafayı kırıp bu işlerden çoktan vazgeçmiştim. Şimdi arkada tıkır tıkır işleyen, tamamen kontrolü bende olan bir yapı var.
"Ben Tasarımcı Değilim" Dedim ve Temamı AI'a Yaptırdım
Gelelim işin en eğlenceli kısmına: Tema. Ghost'un varsayılan teması (Source veya Casper) gayet güzel ama ben "bana özel" hissettirmesini istedim. Ancak bende kod yazma bilgisi yok. Evet çok basit kodları okuyup "hmm bu şu işi çözüyor demek" diyebiliyorum, onu anlıyorum ama sıfırdan tema yazmak veya mevcut temayı yazılım bilgisi ile yeniden yazmak benim için imkansızdı.
Burada devreye yapay zeka girdi. Öncelikle hoşuma giden bir tema buldum (Dawn teması), sonra bunu düzenlemek istiyorum diyerek Gemini'nin kapısını çaldım. Kendisi bana AI destekli IDE'lere verebileceğim birkaç komut iletti, bununla ilk adımları attım. Bu süreçte pek çok değişik tema denemesinde bulundum. Çok cafcaflı veya çok basit olanlar da oldu ama en son kararım sade ve temiz olmasından yana oldu.
Ardından Google Antigravity ile dahili gelen Claude Opus 4.5'a gözüm kaydı. Her ortamda Opus 4.5 hakkında çok iyi yorumlar görüyordum, merak ederek denedim. Tema dosyamı açtım, özel komut vs. girmeden sadece aklımdan geçen hayalimdeki temanın detaylarını verdim ve çalışmaya başladı.
Süreci şöyle yönettim:
- Beğenmediğim bir alanı (örneğin header veya fontlar) ekran görüntüsü alıp AI'a attım.
- "Bunu daha minimalist yap, şu renkleri kullan" dedim.
- IDE üzerinden dosyayı açmış olunca direkt kod üzerinden güncellemeler sağlayıp benim yerime ziplemeye bile başlamıştı.
Daha önce birkaç kere el ile temayı editlemeyi, daha doğrusu metinleri Türkçe'ye çevirmeyi denemiştim. Bu yüzden özellikle temanın çevirisini yaparken çok zorlanacağımı düşünmüştüm ama yapay zeka ile sadece 2 dakikamı aldı. Sonuç? Kod yazmadan, sadece ne istediğimi tarif ederek tamamen özelleştirilmiş bir tema. Buna artık "Vibe Coding" diyorlar ve ben bu akımı çok sevdim.
Sırada Ne Var? İlk Projeler ve Yol Haritası
Artık teknik detaylar bittiğine göre, içerik üretmeye odaklanabilirim. Bu blogda bundan sonra basit n8n otomasyonları, kullandığım ekipman ve yazılım incelemeleri, Coolify ile VPS'e adım adım kurulum rehberi, vibe coding ile ürettiğim bazı projeler ve genel olarak teknoloji hakkında yazılar bulacaksınız.
Okuduğunuz için teşekkürler, yorumlarda veya sosyal medyada görüşmek üzere!