ölüm sonrası

adım adım ölmeye başladığım sırada yavaş yavaş bahsedilen huzuru görmeye başlamıştım.

beyaz ışık gözlerimin önünde canlanmış artık huzura kavuştuğumu düşünüyordum. arkamda bıraktığım insanlar bir bir gözümün önüne gelmesine rağmen umursamıyor ve devam etmek istiyordum.

devam etmeye çalıştım ölümü kabul etmek onu benimsemek istedim. hazır olduğumu sanıyordum ölümün bana uygun gördüğü sona. ne tanrının ne de allahın ne de başka bir yaratıcının bana uygun gördüğü son yerine ölümün benim sonuma verdiği karara inanmış ve ona doğru yol almaya başlamıştım. ışıklar içinde hayatının en  mutlu anına ulaşacağım o kusursuz cenneti bekliyordum. bildiğim tek şey cennet benim olacaktı. benim yaşadığım hayatımı yaşadığım doğrular bana yolu gösterip beni cennete koyacaktı.

işlerin kafamda her daim kurduğu gibi gitmediğini o an fark etmiştim. benim gördüğüm cenneti belirten ışık yavaş yavaş kaybolmaya başladı. aksine gerçeklik ile bağlanmaya başladım ölmeye hazır olmadığım kafama kazındı o an hazır değil ve istemiyor olduğuma kara kılındı. ışığı kusursuz cenneti hayatımın en güzel anlarını tekrar yaşayacağım o kutsal mekan artık beni kabul etmiyordu. beni istemiyor ve beni oradan uzaklaştırıyordu.

tekrardan o doğalgaz borusunun üstünde gözümü açtım. bağladığım kemer ile birlikte kendimi ölüme yaklaştırmaya çalıştığım ama bunun sonucunu alamadığım duruma gelmiştim.

ölmek istersen bunu başaramamış değildim. buna izin verilmemişti insanların üstünde olan bir güç tarafından. ve buna uymaya karar verdim.

elimden gelen son güç ile - bilmiyorum bunu beni kurtaran ulu varlık mı sağladı- o kemeri taktığım son delikten çıkardım. ve geri yaşama dönmeyi başardım. devirdiğim plastik sandalye aynı duruyor olmasına rağmen ben bir şekilde ölümden kurtulmuştum. cennete kabul edilmeyeceğim için mi yada asıl yaratıcının başka planları olduğu için mi bu karardan vaz geçmiş olduğumu hayatıma devam etmem izin verildiğini bilmiyor idim. bildiğim tek bir şey vardı ki ben yaşıyordum. hayatım boyunca nefret ettiğim dünyanın rezilliğinde kalmam gerekmişti.

belki de bu yaptığım davranış tamamen insana verilen hayatta kalma iç güdüsü yüzünden olmuştu. bilemiyorum. sadece bildiğim tek bir şey vardı. ışığı gördüm ve buna karşı bir cevap olarak hayata kaldım. bunu ben mi istedim bitmemiş işlerim yüzünden mi yoksa yaratıcının isteği mi oldu bilemedim.

bu satırları yazarken halen bilemiyordum. sikik bir şehirde sikik bir şekilde ölüme karşı karşı gelmiştim. bunu ben mi istedim yoksa başkası mı bilemiyordum. düşünmekten alamıyordum kendimi.