Farkında Mısın ?

bugün de diğer sıradan bir gün gibi başlamıştı. sabah hafif akşamdan kalma olarak kalkmış okula gitmek için yol almıştım.

bir sürü sikik otobüs minibüs yolculuğunun ardından okula varmış ve sınıfa girmiştim. gözüm onu aramıştı. gelmişti bile. onu izlemeye başladım çünkü bu hayata tutunma sebebim oydu bir ihtimal diyordum bir ihtimal onunla bir şeyler yaşarım o da beni sever ve mutlu oluruz diyordum. ben hayallerinin içinde boğulan bir maldım. gerçek olmasa bile hayal kurmak dışında yapabileceği yapmaya gücü olan bir şeyi yoktu. çünkü bu çocuk öyle yetişmişti. ailesinden gelen sıkıntılar yüzünden kendini, diğer insanlara karşı ifade edemiyordu. yoktu bunu yapabilecek gücü. çok utangaç ve çekinden biriydi bu çocuk. sevgisini öfkesini içine atmak dışında bir yol seçme şansı sunulmamıştı bu çocuğa. çünkü biliyordu bunları dile getirse ailesinde hoş karşılanmayacaktı.

onu izlemeye başladım. özellikle onu ilk gördüğüm de saçları dikkatimi çekmişti. kızıl , hafif turuncuya çalan bir rengi vardı saçlarının. gözlerindeki bakış beni içine hapsetmiş kurtulmama şans tanımamıştı. bilmiyordu belki de bir çift gözün insanlar üzerindeki etkisini. belliydi bakışlarından hayatının sıradan olmadığını farklı şeylerden geldiğini. bilmiyordu ki benim de hayatım sıradan değildi bilmiyordu ki benimde hayatımın basit sorunlara üzülmek ile geçmediğini.

oturuyordu sırasında. amfinin içinde güneş gibi benim gözümü alıyordu. biliyordum onun sevdiği onun değer verdiği başkası vardı. biliyordum ben asla onun yanına yakışmayacaktım. biliyordum ben asla onunla olmayacaktım ama hayaller para ile mi ustam sık bol keseden sık sıkabildiğin kadar sık ki kimse seninle yarışamasın sık ki kimse sana neden uçuyorsun deme cesareti gösteremesin sık ki seni dinlediklerin de dalgaya alsınlar he diyip geçsinler. onlar bilmez benim gibilerin hayatının tek eğlencesi tek dayanak noktasının bu hayaller olduğunu. onlar anlamaz. onlar çok basit onlar çok kolay hayatlardan geliyor onların jetonu geç düşer.

kendisini izlemeye başlarken içimde bir öfke oluşmaya başladı. henüz dili olacak kadar ilerlememişti içimde oluşan öfke. sanırım daha yeni doğmuş bebek gibi sadece temel ihtiyaçları vardı bu öfkemin. dışa vurumuydu bu benim yaşayamadığım ve asla yaşayamayacağım şeylerin. biliyordum hep diyorum bunları çünkü ben hayalleri ile hayata tutunan ben ki hayatı boyunca bir boku beceremeyecek bir insan ile konuşmaktan çekinen bir insana içinden gelenleri kusamayacak , kusmayı denese dahi onların ne kadar anlacağından emin olmayan bir insanım.

anlatmak isterdim ona duyduğum sevgiyi özlemi göstermek isterdim bak bu senin özlemin sevgin ile eş değer diye. ama olmuyor. yoktu benim içimdeki hisleri anlatacak kelimeler yoktu kelimeler yoktu ki anlatamıyorum bu özlemi sevgiyi. diyemiyordum henüz ölmediysem bu senin sayende diye. belki de vardı bazı kelimeler derdimi anlatmak için ama benim bunu kullanabilecek kapasitem var mıydı o şüpheli. bunları kafamda kurmak ile her adımı planlamak ile gerçekleştirmek o kadar farklı ve zor ki. gerçekleştirmeye kalktığın zaman kelimeler hocam anlamını yitiriyor. çünkü çıkmıyorlar ağzından dilin derdini anlatmayı beceremiyor çünkü fazla geliyor senin asıl hislerin diline. aşırı yükleme oluyor dilin ve beynin. kalbin ile ortak olamıyorlar o an.

kazara göz göze geldik. yaklaşık 2 saniye göz teması kurdum seninle. kelimelerin az geleceği gözlerini 2 saniye bile görmek. ah be ne kadar değişik bir durum. yine bitiyor kelime haznem yine uyum sağlayamıyor beynim ve dilim kalbime. ama illa bir benzetme yapmam bir şekilde tanımlamam gerekirse bunu Amerikan Rüyası gibi tanımlayabilirim. yoksulluk ve sefillik içinden meksikadan veya bambaşka deniz aşırı bir ülkeden gelip kaçak bir göçmen olarak hayatımı değiştirip çok zengin olacağımı sanıyordum. çünkü senin benim için anlamında dünyadaki bütün paradan fazla. elimde ne bir kimlik ne de geçerli bir pasaport vardı. sınırı kaza bela vurulmadan geçmiş bir hayale tutunmuş gelmiştim buralara. aynı o hayal gibiydi bakışları. bana yaşama sebebi sunuyor ve umut aşılıyordu.

Aynı asla bitmeyecek Amerika Rüyası gibi. hep içinde olacak bir umut. gözlerin hep o umudu kamçılayacak hep o umudun beni hayatta tutacak. o umut içinde yaşayacağım. eğer olur ki bir gün fark edersen içimde biriken derin sevgiyi ben hep orada olacağım.

belki nazım gibi olurum ne sen bunun farkında olursun ne başkası. ben bir sırayım senin sınıfında. ne sen bunun farkındasın ne de başkası.