bir hayal

benim bir hayalim vardı hocam. pişmanlıklarım ile süslenen bir hayalim vardı. neydi diye sormazsınız siz çünkü biliyorsunuz siz benim hayalimi. ama olur ki zamanı gelince bunları okuyan biri çıkar. belki o merak eder bu gariban kendi halinde ölümü bekleyen çocuğun hayali neydi diye onlara açıklamak benim boynumun borcu. çünkü biliyorum bu dünyada beni anlayan 1-2 kişi dahi olsa var. çünkü onlar henüz pes etmedi. yaşamaktan bıkmadı benim gibi.

” ben sıkıldım yaşamaktan hocam. keşke diyorum her gün uyandığımda. keşke o 26 temmuz günü arkadaşlarım kapıma dayanmamış olsa onlara o son yardım çığlığını atmamış olsaydım. keşke sadece tek kişi bunları biliyor iken ölmüş olsaydım. keşke o an sessiz sakin bir şekilde sonumla tanışmış ve ölümü kucaklamış olsaydım. keşke o zaman beni sevdiğini sandığım kişi dışında hiç bir kimse ama hiçbir kimse azrail kapıma gelene kadar bileğimde akacak kan kalmayana kadar öğrenmemiş olsaydı ölümü başardığımı.

o günü düşündükçe aklıma tek bir şey geliyor. o gün ölüp toprağa gidecektim. kıçıma inanmadığım bir dine mensup olan bir imamın tıktığı pamuk ile gömülecektim toprağa. sonunda beklediğim ebedi huzurun kapısını açacaktı o pamuk. toprağa girdikten sonra ise solucanlar bayılacaktı benim taze henüz 18 yaşını yeni doldurmuş vücuduma. onların en güzel öğünü olacaktım. uzun zamandır tatmadıkları bir lezzeti tatmalarını sağlayacaktım.öldükten sonra ilk defa bir işe yaramış olacaktım. bunu başarmış olacaktım. belki kendime faydam olmadı. ama en azından başka canlılara faydam dokunacaktı.

işe yarar hissedecektim hayatımda ilk defa. ama yapamadım. o son yardım çığlığını bok varmış gibi attım ve beni dinlediler. beni önemsediler. keşke yapmasaydılar. keşke inanmamış olsalardı bana da ölmüş huzura kavuşmuş olsaydım.

işte o zaman hayatın bildiğim yüzlerine karşı savaşmak zorunda kalmaz kolay bir şekilde pes etmiş olurdum. ne kadar güzel olmaz mıydı hayatın bütün zorluklarını tatmadan sadece bir kısmı ile yüzleşip ölmek ?

ama olmadı hocam. başaramadım ne yazık ki. seviyorum dediğim insanlar beni hiç sevmedi. beni egt tatmini olarak gördüler. ben onlar için oyuncak oldum. ben kimdim ki ? ben niye sevgiyi hak edeyim ?

zaman geçtikçe aklımda tek bir düşünce daha doğrusu hayal oluşmaya başladı sayın hocam. veya ütopya diyebiliriz buna.

sırtıma çanta takıp herkesi geride bırakıp basıp gitmek istiyorum. bana zor geliyor hayat. ağırıma gidiyor her şey. dünyada hala benim kadar iyi niyetli insanların kaldığını bilmek onlar ile tanışmak konuşmak kendimi rahatlatmak istiyorum. çünkü biliyorum benim halimden bir tek onlar anlar. biliyorum bunu. hayatta bildiğim tek şey de ne yazık ki bu. benim gibi iyi niyeti yüzünden insanları üzmediği için kaybeden insanlar anlar benim derdimi.

ama yapacak gücü bulamadım kendimde. yapamadım bunları. çok istedim. ama olmadı. çünkü arkamda çok şey vardı. hazır değildim bunları bırakmaya. korkaklık ettim. hayalimin peşinden koşmadım. şimdi ise köpekler gibi pişmanım. ”

sayın hocam hayalimi yazdığıma göre ölümle bu sefer tanışmayı deneyeceğim. rica ediyorum bunu engellemeyin. ki bende o çok meşhur beyaz ışığı göreyim. saygılar sevgiler ve hürmetler…