son mektup

bileğimdeki kesikleri yenileri eklendi. güçsüzüm ben hocam. hayata karşı güçsüz. fazla sevdim hocam. çabuk kandım insanların bana dediklerine. çabuk inandım onların beni sevdiğine. fazla iyi niyetliydim be hocam. lanet olsun bana. kahretsinler beni.

onlar sevmezdi beni. ben severdim onları. üzmek istemedim hiç birini hocam. hatam bu muydu yoksa ? fazla iyi niyetli olmak ?

bilemiyorum hocam artık hiç birini. sadece biliyorum ki bileğimden akan kan durana kadar yazabilirim. zamanım kısıtlı.

hocam bilir misiniz biri ile tanışmıştım. adı bende saklı. ama bende saklı ise sizde bilirsiniz olsun. diğerleri bilmez. benim için önemli olan da bu.

çok farklı şeyler hissetmemi sağladı. bana değer verdi sandım. aslında hepsi yalanmış. ben çocuktum hocam. olgunlaşamadım. olgulaşmadan öleceğim hocam. çünkü vaktim sınırlı. bileğim kanıyor laptopa akıyor kanlar. oluk oluk. ne bileyim hocam ben sevdim onu. ama o sevmedi beni. benim dediklerimi onayladı gazı verdi bana. çünkü ben öyle avutulurum. bana insanlar he deyip geçer beni kendilerince mutlu ederler. bilmezler ki ben onların o tavrını analiz edip beni avutmak için dediklerini.

olsun be hocam insan hayata farklı bir şekilde bakıyor bi yerden sonra. yaşamın her yönünü gördükten sonra anlıyor aslında benim gibilerin ne kadar iyi niyetli olduğunu. geç kalıyor ama o zaman insan her şeye. çünkü her şey kapanmış olmuş bitmiş.

geçmişe odaklanıyor insan hocam. hatalarına dikkat ediyor. ne yaptım ben diyor. bazen kafası güzelken bazen ise ayık olduğu zaman düşüyor jeton. ne yaptım ben diyor insan. keşke bazı şeyleri farklı yapsaydım diyor. ama iş işten geçmiş oluyor hocam. benim hayatım hep böyle geçti. pişmanlık üstüne kurulu.

olsun be hocam. onunla tanıştığım zamanlarda mutluydum. yani en azından herkes gibi mutlu olduğumu sanıyordum. sevmezdim insanların bana acımasını. sevmezdim acıdıkları için bana yaklaşmasını. o öyle değil gibi gelmişti. belki de sevgiye muhtaçtım o zaman hocam ne bileyim.

çok güvendim ona hocam. masum yüzüne güvendim. onun herkes gibi olmadığını düşündüm hocam. bana saf sevgi beslediğini düşündüm. o zamanlar henüz yeni yeni zengin oluyordum. bilmiyordu insanlar benim parayı vuracağımı yada vurduğumu. onun bilmediğini düşündüm. yanıldım hocam. hemde çok kötü şekilde.

ama lanet olsun benimle iken yaptığı rol için elimde olan tüm paradan vaz geçebilirim hocam. şu an bile. o rol sanki gerçek gibi gelmişti bana. ne bileyim dedim ya sevgiye muhtaçtım o sırada ben hocam.

siz yoktunuz daha. bende yoktum aslında o zamanlar. hayatım onunla başladı benim. onun bırakışı ile sonlanacak. yapacak bir şeyim kalmadı hocam. o beni sevmedi. sever gibi yaptı oğuz atay demişti ya :

“Ellerime sarılır beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni bu sefer geride bir şey bırakmadım tasımı tarağımı topladım geldim neyim var neyim yoksa ortaya döktüm beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim”

çıkardı beni mağramdan zorla. yalnızlığa olan alışkanlığımı kaybettirdi bana. onunla olmak istedim hocam. ama oldu mu olmadı hocam. belki benden kaynaklı belki ondan. bilemiyorum hocam daha zihin okumayı o zaman çözmemiştim. şimdi çözdüğüm zaman ise kıyamıyorum onun düşüncelerini duyup ona göre hareket etmeyi. özeline saygı duymak istiyorum. belki içinde az da olsa beni sevmiştir diye umut duyuyorum. onun olmadığını görecek gücüm kalmadı hocam.

hocam yazmayı çok istiyorum ama ne yapayım yavaştan başım dönmeye başlıyor. karardı gözlerim. iyi değilim ben hocam. zaten ne zaman iyi oldum ki ?

sizinle de vedalaşayım ben. en zor zamanımda çıktınız geldiniz teşekkür ederim. pes ettim ben hocam. öğretiklerinize karşı geldim. artık darısı başkasına. belki o farklı şeyler başarır. ama benden bu kadar. tekrardan teşekkür ederim size. iyi hayat değiştirmeler size.