Sonun Başlangıcında

Günlerden 31 Mart.Sene gene 2014. 30 Mart seçimlerinden sonra hazır boş ev bulmuş iken içelim diyoruz.Biraz efkar dağıtırız diyoruz malum sonuçlardan sonra.Alkol alacak tayfayı yavaştan topluyoruz.Ben ve zengin çocuğumuz ön hazırlığı yapmak için anlaşıyoruz.

Sabah saat 10 gibi evden çıkıyorum.Dershane taksitini yatırıp buluşma noktasına yol alıyorum.Kararlaştıran saatte zengin çocuğumuz ile orada buluşup alkol stoğunu yapıyoruz ve eve geçiyoruz.

Saat 12 gibi planlanan tayfa eve teşrif ediyor.İçilmeye başlanıyor.İçiliyor da içiliyor.Alkolünde verdiği gaz ile çılgın ama bir o kadar da saçma bir fikir geliyor aklıma.

Hayatımın son zamanlarında tek dayanağı olan son temiz sayfam olarak kalan güzel mi güzel kızlımı aramaya karar veriyorum.Sıkıntı olursa sarhoştum hatırlamıyorum derim diye de geçmiyor değil kafamdan.

Sessiz sakin olan arka odaya geçiyorum.Telefonu açıyorum.İsmini rehberden buluyorum.Aklımdan milyon tane ihtimal geçiyor.Acaba küfür eder mi? Küfür etmeden önce açar mı acaba diye düşünüyorum.Bir anda aramaya başlıyorum.

3 defa çalıyor telefon.İpek gibi ama bir o kadar da masum sesi ile “Efendim” diyor.Bir an kalakalıyorum.Ne yapacağımı bilemiyorum.Direk “Naber?” diye atlıyorum olaya.”İyi de sen kimsin?”diye cevap veriyor.”Ben Asi Peltek.”diyorum ve devamını getiriyorum.”Neden aradım biliyor musun?”diye soruyorum.”Hayır.”diyor bütün masumluğu ile.”Söylemek istediğim birkaç bi şey vardı sana.”diyorum.”Söyle.”diyor.”Biliyor musun sen hayatımın en kötü gününde tutunacak tek dalımdın.En zor zamanlarımda seninle kurduğum en masum hayaller ile hayata tutundum.Her ne kadar zerre umurunda olmasa da seni hayatımdaki hiçbir şeyi sevmediğim kadar seviyorum.”diyorum.Hala bu cümle benden nasıl çıktı bu kadar kelimeyi nasıl bir araya getirdiğimi bilemiyorum.Alkol etkisi olsa gerek.Cevap veriyor “İyiymiş.”diyor.”Bu kadar mı söyleyeceğin?”diye soruyorum.”Ne demem lazımdı?”diye soruyor.Tabi bir yanda kahkaha da atıyor.Gülüşüne kurban olduğum.”Bağır çağır söv sen kendini bana nasıl layık görürsün de kimsin de kendini bana layık gördün de ama bu kadar kısa kesip geçme.”diyorum.”Neyse kapatmam lazım.”diyor ve telefonu kapatıyor.

Hayatımda kalan son umut kapısı da o telefon ile kapanıyor.Bilmiyordum o anda ne düşünüp de bunu yaptım.Hangi akla hizmet bunu yaptım niye bunu yaptım.Bilemiyorum.Sadece her ne kadar mutsuzluğa da adım atmış olsam da en azından rahatladım diyorum.Bir rahatlık çöküyor üstüme.

Sessiz odadan çıkıyorum.Salona doğru milletin kendini kaybettiği salona doğru ilerliyorum.Bir sigara alıyorum bulduğum ilk paketten.Geri arka odaya geçiyorum.Kapıyı kapatıyorum.Ayaklarımı yatağa uzatıp sigaramı yakıyorum.Derin bir düşünce tufanı alıp götürüyor beni.Hayatım gözlerimin önünden geçiyor.Nede yaşadığımı sorguluyorum.Çok önem verilen din olgunu sorguluyorum.Arkadaş çevremi sorguluyorum.

Öbür dünyayı düşünüyorum.Aşkı düşünüyorum.Kızlımı düşünüyorum.Umarım mutlu oluyor diye diliyorum içimden.Ama biliyorum ki benim tuttuğum dileklerin hiç biri gerçek olmaz.Ama gene de bir umut diyorum.Umut fakirin ekmek kapısı değil mi ki? Onsuz nasıl hayatımıza devam edelim?

Derken salondan bir gümbürtü geliyor.Ağzı ile içemeyenlerin klasik halinden bir kesit yaşıyoruz herhalde diye düşünerek ayaklanıyorum.Zaten sigarayı da düşünmekten içemedim.

Odanın kapısını açıyorum.Ve yavaş yavaş salona gidiyorum.

Bir şekilde günün sonunu yapmayı başarıyoruz.Ölü veya yaralı vermeden.Eve gitmeyi başarıyorum.Yatağıma uzanıyorum ve tekrar derin düşüncelere dalıyorum.

Ben Asi Peltek.Hala kim olduğumu merak eden varsa benden 3-5 satır bir şeyler bulabilirler bundan sonra.

Hayatın acı yüzlerinin sadece bir kısmını tecrübe etmiş fakat bu yüzleri ona çok gelen.17 bilemedin 18 yaşında bir gencim.Hayatında sevgi eksikliği ile yanıp tutuştuğu için asla elde edemeyeceği bir insanın peşinde koşan.Onunla ilgili çok boş beleş ama bir o kadar da masum hayaller kurup kendi ufak dünyasının merkezi yapan bir o kadar sıradan bir gencim.

Yaşamanın çok ama çok büyük bir anlamı olduğunu çözememiş.Dünyaya faydası olduğundan şüphe duyan, çok önem verilen din olgusunu saçma bulan sizin tabiriniz ile sıradan bir “ergen”.Nerdeyse suratına tükürecek olan bir kızın hala bir işaretine bakan onun için canını verebilecek, ölmüş babasını canlandırmak ve onunla son bir kez daha görüşmek için hayatındaki bütün değerlerden vaz geçebilecek bir çocuk.

El bebek gül bebek büyütüldüğü için hayatındaki zorluklar karşısında kolay pes eden hırsı zayıf olan sadece ama sadece hayal dünyasına tutunan en büyük hayali ise hayatında kalbini kaptırdığı kızala bir gün hatta bir dakika bile olsa sahip olmak olan 17-18 yaşlarında basit bir ergen.

Şu 5 para etmez dünya ile ilgili içinde kalan tek umut parçası ise hayatın da artık benim önüme yeni gıcır gıcır ve güzel sürprizler yapma ihtimalinin olması….