Acıların Şafağında

Benim kim olduğum nasıl biri olduğum çok da önemli değil işin aslı.Asıl önemli olan neler yaşadıklarım.Neler ile uğraştığım ne çileler çektiğim.Eğer hala kim olduğumu bilmek istiyorsanız merakınızı yenemediniz ise bana Asi Peltek diyebilirsiniz.Bu da benim hayatımın ufak bir kesti.

Günlerden 20 Mart sene 2014.Hava kapalı gri bulutlar adeta yaklaşan tehlikenin habercisi gibi havada cirit atıyor. Son bir aydır yaşadıklarımdan sonra bunu üstüme alınmak istemiyorum.Bugünün o gün olmamasını diliyorum içimden.Erken diyorum.Çok ama çok erken…

Aklım bir karış havada okul için hazırlanıyorum. Kafam dalgın bir şekilde evden çıkıp servise biniyorum. Okula doğru yol alıyorum.Okula varıyorum hayatımın o zamanlar tutunabildiğim yegane dalı olan güzel kızılımı görüyorum.Her ne kadar bana bakmıyor olsa da onu görünce içimde sebepsiz bir sevinç patlaması oluyor.Nedeni şu zamanda halen bilmem.Hayatımda fikrimin olmadığı tek konu belki de aşktır.Fazla doğal gelişen bu hormonsal faaliyeti bir kalıba bir türlü oturtamamışımdır.

İçime doğan sebepsiz mutluluk ile sınıfıma doğru hareket ediyorum.Yerime geçip eşyalarımı koyarak oturuyorum.

Kafam halen yerine oturmamış durumda.Duvar kenarında olan sıramdan cama doğru bakıyorum.Gökyüzünü inceliyorum.Acaba neyin habercisi bu kapkara hava.Halbuki kaç zamandır da çok iyi gidiyordu havalar.Ne oldu da bu ani değişim gerçekleşti?

Cevabını daha sonra alacağımı bilmiyordum.

Kafamın içinde filler top oynar iken bu sene arkadaşlıkta seviye atladığım Alihan kardeşim yanıma geliyor.Klasik ne yaptın ne ettin muhabbetinden sonra o da oturuyor yanıma.

Oturduğu gibi ders başlıyor.Felsefe imiş ilk ders.Çok da önemsemiyorum.Telefonu açıp internette gezmeye başlıyorum.Bir anda mesaj geliyor sevgili Turkcell’den İnternet paketiniz bitmiştir bla bla diyor.Sövüyorum aniden.

Alihan soruyor “Ne oldu la?” diye. Cevap veriyorum “İnternet paketim bitmiş ya.”diye.”Sağlık olsun diyor.””Eyvallah kardeşim.” Diye kestirip atıyorum.

Hemen arkasından boş boş anlatan felsefe hocama bakıyorum.Ardından sınıfa bakıyorum.Dinleyen kimse yok sınıfta.Ama adam çırpınıyor anlatacağım diye.

Bir anda gözüm cama kayıyor. Hava hala kapalı.Karamsarlık adeta yere inmeye başlamış.İçimi bir ürperti kaplıyor.Bu sırada zil çalıyor.Ders bitiyor.Hiç yerimden kalkmak istemiyorum.Nedense kalkacak gücü bulamıyorum kendimde.Kafamı sıraya koyuyorum uyumak istiyorum.Ama uyuyamıyorum.İçimden gelmiyor çünkü kafamın içinde bin bir fil top oynuyor.Bir tane olsa çekilir.Ama bugün nedense sayıları bine katlanmış gibi.

Teneffüs bitiyor.Ders edebiyat.Eğlenceli geçecek diye düşünüyorum.Biraz kafamdaki fillerin gürültüsünü dağıtırım diyorum.Ders başlıyor.O sırada internetten bir şey bakmam gerekiyor.Alihan’a soruyorum “ Telefonunu versene iki dakika.” “Tamam al” diyip veriyor.Tam bakmak için interneti açıyorum.O sırada kapı çalınıyor.Boynu olduğundan şüphe duyduğum müdür yardımcımız giriyor içeri.”Ege Bostancı”diyor.”Eşyalarını alıp benle gelsin.”diyor.Şaşırıyorum.Korkuyorum.Sırtımdan soğuk terler akıyor.Eşyalarımı topluyorum.Cebimde Alihan’ın telefonu da kalıyor.Kapıdan çıkıyorum.

O anda aklıma geliyor “Hocam arkadaşımın telefonu bende kaldı.Onu vereyim geri diyorum.”Ben veririm onu.Adı ne arkadaşının diyor.”Alihan Doğan diyorum.”Tamam”diyor.Ardından soruyor “Senin deden mi rahatsızdı?” Afallıyorum.Dedem neredeyse benden sağlamdır.Ona mı bi şey oldu ki diyorum.”Yok hocam dedem iyiydi.Babam rahatsızdı.”diye cevap veriyorum.”Ha tamam” diyor.Orada düşüyor jeton.Boş boş bakarak yürümeye devam ediyorum.O sırada bir şeyler geveliyor ağzında.Fakat ne kulaklarım duyuyor ne de beynim algılıyor ne konuştuklarını.Aşağı iniyoruz.Odasına götürüyor beni.Annem karşımda.Konuşmamıza gerek olmuyor.Anlamıştım zaten.O görüntü ile karşılaşınca da kesinleşiyor durum.Annem adetten teşekkür ediyor idare kadrosuna.Yalandan başın sağolsun dileklerini dinliyorum.Dostlar sağolsun diyorum.

Yavaş yavaş oradan ayrılıyoruz.Arabaya biniyoruz.Konuşulacak bir şey olmuyor o anda.Konuşmak gereksizdi.Yaşadığımız acıyı sadece ikimiz bilebilirdik.17 senelik babamın hayata gözlerinin yumması.Onu son kez gördüğümde seni seviyorum dememiş olmam.Daha yaşayamadığım onca şeyi arkamda bırakacak olmam.Bunların bir insan evladı için ne kadar zor olduğunu anlamak herkesin harcı değildi.

Arabayı çalıştırıyor annem.Her ne kadar kelimeler ağzımızdan dökülmese de içimizde bir tufan kopuyor adeta.Bunu anlamak zor değil.

Eve doğru yol alıyoruz.O sırada annem edebi sessizliği bozuyor.”Aylin yetişemeyecekmiş.”diyor.”Cenazeyi yarına erteleyebilir miyiz diye soruyor.”diyor.Verdiğim tek cevap ise “Hayır” oluyor.” ”Tamam.”diyor.

Eve varıyoruz.Odama gidiyorum.Yatağıma uzanıyorum.Gözlerimi kapatıyorum.Gözlerimin önünden bir film şeridi gibi yaşadıklarımız geçiyor babam ile.İçime bir öküz oturuyor.Aslında yapamadığımız ne de çok şey varmış diyorum kendi kendime.Hayatımın baharında kopmamız ne de çok acı veriyormuş yeni anlıyorum.Yaşamadan anlayamazsın dedikleri duygulardan biri de bu olsa gerek.

Ev yavaş yavaş kalabalıklaşıyor.Duyan geliyor, duyan geliyor.Son hazırlıklar yapılıyor.Naşı Ankara’dan getiriliyor.İkindi vakti toprağa veriliyor.Hayatımın yarı temiz olan sayfalarından birinin de üstüne bir kürek toprakta ben atıyorum.O yarı temiz sayfayı gömmelerine bende yardım ediyorum.

Güzel anılarımın çoğunlukta olduğu fakat kötü anılarımın da yok sayılmayacak olan sayfayı toprağa gömmüş oluyoruz.

Eve doğru yol alıyoruz.Hayatımın bundan sonraki birkaç haftası karanlık geçiyor.Bulanık bulanık hatırlıyorum o zamanları.Hatırlamak istemediğim için olsa gerek.

Ama o karanlığın koyu anını dün gibi hatırlıyorum.İçimdeki son umut tanelerini de toprağa gömdüğüm o günü istesem de unutamıyorum.Keşke unutabilsem.