veda tadında başlangıç

altıncı kattaki muhteşem evimizde oturuyorum.8.birayi bitirdikten sonra artık bu işin sonunu getirecek cesareti buluyorum gibi oluyor.çatıya doğru hareketleniyorum.

hafif sallanarak da olsa çıkmayı başarıyorum.dünyam dönüyor.o kafa ile muhteşem bir cümle kuruyorum kendi kendime.dünya dönüyor bende dönüyorum demek ki ben dünyayım.bunun ardından bir kahkaha patlatıyorum.yeter bu kadar taşşak diyip çatının en uç noktasına yürüyorum.sonradan aklıma geliyor karalama defterim de yanımda.hiç değilse benimle ilgilenenlere bir not bırakmam lazım diye düşünüyorum.ve başlıyorum yazmaya bir şeyler.

“saat 02.31 ne manidar bir dakika içindeyiz.hayatımın ne derece cenabet olduğunun bile bir kanıtı belki de bu.şu hayattan göçüp gitmeden önceki son dakikam 31.şunun farkına varmamı sağladı bu ben doğuştan cenabetim hayatım asla rayında gitmedi ve gidemez.etrafımdaki insanları da bu cenabetliğimden etkilenmemesi için sizden uzak bir yere kaçıyorum.

fakat tek sebebi bu değil.işin aslı yukarı da olan birini gereğinden fazla özledim.bu özleme artık dayanamıyorum.içim de kalan son umut tanelerini de onu tekrar görebileceğim üstüne ektim şu an.filizlenmesi için en önemli gübre olacak adımı atmama ramak kaldı.şu an beni bu kararımdan vaz geçirecek pek de bir şey kalmadı şu dünyada.

ben hep inançsız bir adam oldum ve olmaya devam ediyorum.ama şu an içimdeki son umut taneleri belki öbür dünyada bir hayat olduğunu ve tanrının kafamda kurduğum kadar vicdansız biri olmadığı yönünde ekildi ve filizlenmeye devam ediyor.umarım bu doğrudur.en azından varsa öbür dünyada biraz rahata kavuşalım tanrının bana gereken merhameti gösterebileceğini umuyorum.

şu acınası hayatımdan kopmadan önce son bir kelime etmek istediğim biri daha var.benim için gereğinden fazla özel biri hemde.o kişi kendisini biliyordur bilmiyorsa zaten yaşaması hata yanıma beklerim kendisini de.seni gereğinden fazla sevdim.hala da sevmeye devam ediyorum.beni aldatmış olabilirsin benimle oynamış olabilirsin.ama ben bunların hepsine eyvallah dedim.kalbimin sesini dinledim.bana hep mantığını red et dedi söz konusu sen olunca.sanırım şu bok gibi hayatta pişman olmadığım tek eylem de sürekli kalbimi dinlemek.en azından sen konusunda için hiç bu kadar rahat olmamıştı.özledim kız seninle kurduğum o masum hayalleri keşke hep geçmişte yaşayabilsek de hayatımın bir nebze daha yaşanılabilir halde olduğu dönemlere dönüp oradan hiç kopmasam.

neyse lafı yine gereksiz uzattım benim hakkında azıcık düşünen bana azıcık değer veren herkes hakkını helal ederim umarım.ailemi kaybetmemiş olsam belki onlardan da dilerdim bunu ama nasılsa son umut tanelerim bana onlar ile görüşeceğimizi söylüyor.hem seni çok özledim asi kız hemde onları.senin özlemini gideremem ama onlarınkini giderme şansım var gibime geliyor.en azından bunu deneyecek kadar korkak olmadım demek istiyorum.haydı selametle.”

yazmayı bitirdim.tam çatının en ucuna vardım.gözlerimi kapattım atlamak üzere iken telefonum titredi.umursamayacaktım önce.sonra ölmeden önce biri hakkını helal etsin diye biraz uçtan uzaklaşıp telefonu açtım.gelen mesajı gördüğüm anda aklımdaki her şey çorbaya dönmüştü kendimi çatının ortasında mal mal sırıtıp otururken bulmuştum…