MR Tütün Ve Laneti Part - 4
Sabah olduğunda ise klasik okul rutinlerini gerçekleştirmek için yola koyuldular.Fakat bu sefer okul beklediklerinden farklı geçecekti.
Okula vardılar.Sabah derslerini aranda çıkardılar ve öğlem yemeğini yemek düşüncesi ile yemekhaneye vardılar.O sırada beyinlerinden vurucu görüntüyü gördüler.Bu Sena ile İpek yemekhanede yemek yemiyorlar adeta çocukları yiyorlardı.İki tane zengin bebesi ile çok net bir şeyler yaşadıkları belli olmuştu.Biri Samed diğeri de Emirhan’dı.İkisi de bu kızlar gibi zenginlerdi.Burak ile Alp’in suratından düşün bin parça olmuştu.O ihtimali düşünmek istemiyorlardı.Fakat Beyza geldiğin de iyice yıkıldılar.
Beyza : “Sizin şu kızların yeni sevgilileri nasıl? Yakışmışlar mı birbirlerine? “ dediği anda Alp ile Burak’In dünyaları başlarına yıkıldı adeta.O günün nasıl geçtiğini bir onlar bilirdi.
Eve geldiler ve her ne kadar moralsiz de olsalar bir Halil’e teşekkür edelim bari diye bir düşünce sundular.
Emre : “La olum adam o kadar maç verdi.Bi hayrına gidelim de teşekkür edelim.Yaptığımız ayıp.Hem belki daha yüksek oranlı maçlar da verir şu aldığımız parayı 10’a falan katlarız kötü mü olur?”
Alp : “Harbi abi ya.Gidelim bi teşekkür edelim ayağına maç alalım.Adam bize zengin olmanın kolay yolunu sunmuş.Daha ne olsun.”
Burak : “Aynen abi.”
Ege : “Hadi abi madem gidelim de aradan çıksın.Çok geçe kalmadan.”
Hep birlikte aşağı kata indiler ve Halil kardeşlerinin kapısını çaldılar.
Halil : “Oooo kardeşlerim hoş geldiniz dün gece bekledim ama kızları ekemediniz herhalde olsun geçin oturun şöyle bi.”diyerek gözleri gene parlayarak onları içeriye kabul etti.
4’lü gene az tırsarak buldukları bir kanepeye tünediler ve tam ağabeyler pozunu verdiler.
Halil sazı eline aldı ve konuşmaya başladı:
“Dün verdiği kupondan gelen karınız tatlı geldi herhalde.Ondan geldiniz gene.Bu sefer vereceğim maçlar mükemmel.Geleceği görmüş olacağım.Temiz 3 maç zengin yapacak sizi.Bakın bende oynadım.”diyerek kuponu gösterdi.
3 maçın da oranı 25’ti.Açıkçası bu kuponu oynamayı hiç birinin totosu yemedi.Ama Halil’in kendinden gereğinden fazla emin konuşması onların kupona olan güvenini daha da artırdı.Maçları not aldılar.
O sırada Halil
“Tabi buldunuz zengin olmanın yolunu fırsatı tepmezsiniz çakallar sizi.”diyerek hafif sırıttı.
Alp : “Aynen abi kaçırmayalım maçları biz kalkalım oynayalım beklemeye başlayalım.”dedi.Ve hepsi kalarak evlerine gittiler.Eve gelince
Burak : “Abi buna yüklü mü girsek ki? Adam çok emindi kendinden kendisi de zaten 500 kağıt atmış bizde bi eldeki avuçtaki paraya bakalım da limitleri zorlayalım mı?”
Ege : “Ya abi bakın yapmayalım.Ben aç kalıp evden atılmak istemiyorum beyler yapmayın etmeyen gözünüzün yağını yiyeyim yapmayın.”
Demesine rağmen onu kimse dinlemedi.Herkes kıyıda köşede olan paralarını zorladı ve toplam da 500 lira gibi bir limit çıkardılar.
Netice de akıllarının hayallerinin bile zar zor bir arada gördüğü bir parayı kazanacaklardı.Kaybederlerse de evin aylık kirasını kaybetmiş olacaklardı.
Ege : “Abi kirayı basmayalım bak ya tutmazsa? Adam geçen sefer bildi diye bu sefer de bilemez ya.Yapmayın gözünüzü seveyim.”
Burak : “Ya tutarsa abi? Onu düşündün mü hiç? Hayatında o kadar parayı bir arada gördün mü hiç sen? Bazı şeylerin sonunu düşünmeden yapmalısın ki kahraman olabilesin.”
Ege : “Ya burada olay hala mı kahramanlık.Beyaz atlı prensilik mi yani? İki tane zengin kızı yüzünden evin kirasını kaybetme şansımız var ama siz sadece pozitif tarafından bakıyorsunuz.Aşk dene şeyin olduğuna inanmasam da resmen gözünüzü bir şey kör etmiş.Ama neyse hadi basın parayı da alın babayı.Sonra ağzımın tadi ile ben demiştim diyeceğim size.”
Alp : “Ya abi tamam yatarsak yatarız az aç kalırız ama kazanırsak da neler alacağız o para ile bir parti finanse etmek lazım.Bi şeyler yapmak lazım o para ile.”
Emre : “Parti tarzı bi şeyler güzel olur.Ama sadece belli kişileri çağırmak lazım.Sizin şu kapıldığınız zengin kızları çağıralım sadece.Sevgililerini bayıltırız kızlar da bize kalır nasıl plan??”dedi.
O havada gerginlik bu konuşma ile az da olsa sekteye uğradı.
Burak : “Neyse beyler ben gideyim şunları bi yatırayım da maç saatlerini kaçırmayalım.”diyerek elinde 500 kağıt cebinde maç kodları çıktı gitti.O sırada herkes odasına çekildi.
Burak yaklaşık 10 dakika sonra gelmeyi başardı.maçların başlamasına 20 dakika vardı.İyi bir zamanlama yakalamıştı.Bütün herkes salon da onu bekliyordu.Kazanacakları astronomik rakamı bekliyorlardı.Maçlar başladı o maçlar süresince zamanın nasıl aktığını kimse fark edemedi.Fakat maçlar tamamlandığın da kuponu ellerine alıp baktılar ve o zaman haplanmış gibi oldular.78 milyar gibi bir para kazanmışlardı.Hala durumun tam farkına varmadılar.Sadece sevinçten kafaları kıyak olmuştu.