Pişman Olmadığım Tek Şey
Dizimdeki bağlardan biri yırtık iken sınıf turnuvalarının finalinde oynamıştım.
Zor yürüyordum.Ama hayatımda elime geçen tek final fırsatıydı o an.Belkide uzun zamandır ilk defa birileri bana güveniyordu o maç.Benden bir şey bekliyorlardı.Sakatlığımın ne denli ciddi olduğunu kimseye anlatmamıştım.Aileme bile anlatmamıştım.O derece önemliydi benim için o maç.Gerçi insanların bana güvenmesinin yanı sıra işin ucunda az buçuk kızlara hava atmak da vardı.İçimdeki hormonların ateşi beni kamçılıyordu.Beni ayakta tutuyordu.
Maçın başında yaklaşık 3 dakika zar zor oynamıştım.Maçın açılış sayısını ben üçlüğüm ile yazmış ve bir anda o küçücük spor salonunu TD Garden, kendimi de Lakers’a karşı Kobe’nin üzerinden NBA Finallerinin 7.maçını kazandıran şutu sokan Paul Pierce gibi hissetmiştim.Ardından ikinci hücüma çıkamamıştım.Savunmada çok aksıyordum.Ama pes etmemiştim.Elime geçecek tek bir fırsat vardı ve ben bunu kullanmalıydım.
3.defa hücüma çıkarken bende çıkmayı başardım.beni bom boş bıraktılar zaten bir halt yapamaz diye.Ve bende işte o anda pası alıp hayatımın en unutulmaz üçlüğünü yollamıştım.Hala o an attığım üçlük aklıma gelir ve böyle bir garip olurum.Ben o üçlüğü atınca kenara geldiğimde herkes 2 kişilik efor koymuştu benim ve o küçücük salon için.En büyük favoriyi 20 sayı farkla ezerek şampiyon olmuştuk.Hala aklıma gelir içim bir garip olur ve inanmakta güçlük çekerim.
Hayatımda yaptığım bunca şeyin içinden belkide gerçek anlamda değdiğini düşündüğüm tek eylemdir.Çok uzun bir tedavi süreci de geçirmiş olsam basketbola veda etmiş de olsam o benden büyükler ve kendi çevrem arasında gördüğüm saygı inanılmazdı.Pek çok kız kendiliğinden bana gelip yazmaya başlamıştı.Kahraman olmuştum adeta.İlk defa bir şeyi elimi yüzüme bulaştırmadan tamamlamış olmanın verdiği gurur milli olmanın verdiği gurur ile birleşince totom uzaydan inmedi bir süre.